Türkiye’nin en güçlü üretim alanlarından biri olan tekstil sektörü, bugün sadece üretim kalitesiyle değil, aynı zamanda tasarım ve marka gücüyle uluslararası pazarlarda fark yaratmak zorunda. Ancak bu dönüşüm sürecinde birçok firma, doğru bilgiye ulaşamadığı veya yanlış yönlendirmelere maruz kaldığı için markalaşma ve tanıtım desteklerinden tam olarak faydalanamıyor.
KOSGEB, Ticaret Bakanlığı ve İhracatçı Birlikleri tarafından markalaşma, yurtdışı tanıtım, e-ihracat ve fuar katılımı gibi konularda çok sayıda hibe ve teşvik programı bulunuyor.Ancak tasarım odaklı çalışan birçok küçük ve orta ölçekli tekstil firması, bu desteklerin kapsamını tam olarak bilmediği için başvuru yapmıyor.
Bazı firmalar, desteklerin yalnızca “büyük markalara” veya “ihracat yapan şirketlere” verildiği gibi yanlış bir algıya sahip.Oysa birçok destek, marka tescili sürecini başlatmış ya da tasarım departmanını kurmuş firmalar için de geçerli.
Markalaşma sürecinde dijital ajanslar ve danışmanlık firmaları önemli rol oynar; ancak stratejik yönlendirmelerin tamamını ajansa bırakmak doğru değildir. Bazı işletmeler, web sitesi, katalog veya sosyal medya kampanyasını hazırlatınca markalaşma sürecinin tamamlandığını zannediyor.
Oysa destek programlarında önemli olan;
Son yıllarda özellikle dijital platformlarda “hibe danışmanlığı” adı altında yüzlerce kişi veya kurum faaliyet göstermeye başladı. Ne yazık ki bu danışmanların önemli bir kısmı, resmi mevzuata hâkim olmadan firmalara yanlış bilgi veriyor. Sonuçta firmalar, destek başvurusunda eksik veya hatalı belgeler sunduğu için hem vakit kaybediyor hem de güven kaybı yaşıyor. Bazı durumlarda, yanlış beyanlar nedeniyle destek geri ödemesi veya idari yaptırımlar da söz konusu olabiliyor.
Tasarım odaklı tekstil firmalarının kayıp yaşamamak için şu adımları izlemesi önerilir:
Birçok firma destek aldıktan sonra bile tanıtım çalışmalarını rastgele yürütüyor.
Oysa bakanlık desteklerinin devamı için;
Gerçek marka değeri, yalnızca tasarım başarısından değil, sürdürülebilir bir stratejiden doğar. Günümüzde Avrupa pazarına açılmak isteyen firmalar için yeşil dönüşüm, karbon ayak izi raporlaması ve etik üretim gibi kavramlar artık tanıtım stratejisinin bir parçası. Bu nedenle tasarım odaklı tekstil firmaları, markalaşma süreçlerini sadece görsel kimlik veya moda trendleri üzerinden değil, aynı zamanda çevresel ve sosyal sorumluluk boyutuyla da kurgulamalıdır.